Cünüpken Emzirilir Mi? Bir Anın İçindeki Kırılma Noktası
Bir zamanlar Kayseri’nin sokaklarında, annemin mutfağında geçen o özel akşamı hatırlıyorum. Ne zaman buna dönüp baksam, kafamda bir sürü soru dolaşıyor. Hala tam olarak çözebilmiş değilim, ama o anlar… Bazen insan bir anı yaşarken, bir sorunun doğru ya da yanlış olup olmadığını sorgulamak istemez. Oysa sonradan anları tekrar tekrar düşününce, bir anda gözlerinizin önüne gelir her şey. Yani, cünüpken emzirilir mi sorusunu belki de hiç sormam gerekmezdi, ama işte böyle oldu. Kendimi bu soruyla yüzleşirken buldum ve o kadar karmaşık duygular içinde boğuldum ki, yazarken bile ne hissettiğimi tam anlamadım.
Bir Oyun: Anne Olmak Üzerine
Bir yaz akşamıydı. Kayseri’nin sokakları sıcak, ama o kadar da sakin. Annemle birlikte oturuyoruz, akşam yemeği hazırlığına başlamışken. Her zaman yaptığı gibi, mutfağında harikalar yaratıyordu. Bir yandan ona bakarken, bir yandan içimdeki duygularla yüzleşmeye çalışıyordum. O gün, bir şekilde birdenbire aklıma düştü bu soru: “Cünüpken emzirilir mi?” Hani bazen bir şey öyle bir gelir ki, ister istemez kafanızı meşgul eder. İşte tam o an da böyle oldu.
Annemin yüzüne bakınca, o kadar içten, o kadar doğal bir sakinlik vardı ki, ben de ona soruyu sormaktan çekindim. Ama gerçekten de emzirmenin cünüplükle nasıl bir ilgisi olabilir ki? Bunu düşündüm ve sonra derin bir nefes aldım. Şu an ki yaşımda, çok daha fazla şey biliyor olsam da, o zamanlar her şey daha bir kafa karıştırıcıydı. Annem de her zaman ciddiyetle öğüt verirken “Hayatın her yönüyle bilinçli olmalısın” derdi. Ama ya cünüpken, bir kadının emzirme hakkı? Benim aklımda daha da fazla soru belirdi.
Beni Tutan O An
Bir gece, Kayseri’nin sabahları gibi serin bir akşamda, annemin yanında otururken, gözlerim birdenbire doldu. İçimdeki duyguları, kelimelerle ifade edebilmek zordu. Ne anneme anlatabilirdim, ne de kendime. O kadar çok soru vardı ki, hiçbirine yanıt bulamıyordum. Bir anda her şeyin içinde kaybolmuş gibi hissettim. Belki de yanlış bir şeyler yapıyordum. Ama o sırada annemin bana anlattığı bir şey vardı. “Bazen bir şeyin doğru olduğunu bilmen gerekmez, sadece doğru olanı hissedebilirsin,” demişti. Bu söz, bana bir şeylerin farkına varmamı sağladı.
Bir an, annemin söyledikleriyle kafa karıştırıcı bir hal aldı. Emzirmek, doğal bir içgüdüydü. Kadın bedeni, bir canlıyı besleyebilme gücüne sahipti ve bunun bir dini anlamı vardı. Ama cünüp olmak, o kadar içsel bir olaydı ki. Bu durumda, belki de vicdanın sınırlarına doğru ilerliyoruz. O an bu sorularla boğulurken, bir yandan da kendi içimde beliren güvensizlikleri hissettim. Yani cünüpken emzirmek hakkında ne düşünülebilir ki? Her şey karmaşıktı, hislerim ise birbirine karışıyordu.
Bilinçaltının Sesleri
Bir hafta geçti. O soruyu hala kafamda taşıdım. Kayseri’nin soğuk akşamlarına karşın, içimde bir sıcaklık vardı. Bir düşünceyi aklımdan atmak zor oluyordu, bazen de sorular, insanın içinde farklı bir yerlere yol alabiliyor. Bu süreç, sadece bir soruyu araştırmakla ilgili değildi. Aslında bir soruyu sormak, ne kadar etkili olabilir? O kadar çok şeyin arasında, bazen gerçekten insan neyin doğru olduğunu bulmakta zorlanabiliyor.
O gece, bir an önce annemin yanına gitmek istedim. Yine bir soru var mı diye sormak istedim. Çünkü gerçekten, annem bana her konuda yol gösteren bir rehberdi. Ama bu soruya dair içinde bulduğum cevapları bulamıyordum. Her şey karmaşık, her şey belirsizdi. Ama bazen bilmek, sadece bilmekten ibaret değildir. İçindeki hisleri, belki de bir gün çözmek gerekir.
Cünüp Olmak: Bir Gövde, Bir Ruh
Bir süre sonra, gerçekten her şeyin bir anlamı olduğunu düşündüm. Cünüplük, bir şekilde bedensel bir halin ötesindeydi. Her gün hayatta pek çok şey, insanın ruhunda etkiler bırakıyordu. O yüzden emzirme ile cünüplük arasındaki sınırlar belirsizleşiyor gibiydi. Hem bedensel, hem de ruhsal bir şeyler vardı. O gece, bir şeyin farkına vardım: Her şeyin bir anlamı, bir yerden sonra ruhsal bir boyuta dönüşüyordu.
Bu düşünceler aklımı karıştırmaya devam etti, ama bir yandan da sonunda rahatladım. Belki de hayatın sorulara tek bir net cevabı yoktur. Belki de bazen, hayatı yaşarken, sadece ruhumuzu dinlemeliyiz. O akşam, annemle birlikte uzun uzun konuştuk. Onun sesinden, ruhumun bir yerinden bir şeyler hissettim. O anda, o kadar çok şeyi fark ettim ki. Sadece emzirme ile cünüplük arasında bir ilişki değil, daha derin bir şey vardı. Bir kadın, sadece bedensel değil, ruhsal olarak da bir devinimi yaşayabilir. O an, daha önce hiç bu kadar derin düşünmemiştim. Sorularım azalmasa da, içimde bir huzur bulmuştum.
Gelecekteki Sorular
Şimdi, bu anı düşündükçe, hala içinde kaybolduğum duygular var. Ama belki de doğru olan, neyin doğru olduğuna dair bir netlik bulmaktan ziyade, hissetmeyi öğrenmekti. Çünkü bir şeyi öğrenmek bazen hissetmekle ilgilidir. O gece kafamdaki sorulardan birine yanıt bulamasam da, bambaşka bir şey öğrenmiştim: Hayat, bazen sorularla değil, hislerle yol alır.
Bugün, cünüpken emzirmekle ilgili hâlâ çok şey biliyor değilim. Ama bir şey kesin: Her insanın içindeki hisler, kimseye ait olmayan sorulardan daha güçlüdür. Benim için, o soruların ardında kaybolan bir şey vardı: Doğru ve yanlışın ötesinde, hayatın anlamını ve gücünü duymak… O gece, annemin yanında, içimi dökerek, bir kadının nasıl bütünsel bir varlık haline geldiğini anlamaya çalıştım. Ama bence bazen, sadece hissetmek gerekir.